Savaş ve Namaz 06.04.
Abdullah b. Ömer (r.a) şöyle demiştir:
Rasulullah (s.a.s) ile birlikte Necid hizasına geldik. Onlara karşı saflarımızı düzdük. Namaz vakti gelince Rasulullah (s.a.s) bize, kıldırmak üzere namaza durdu. Bir kısım ashab da onunla beraber namaza durdular. Diğer bir kısmı ise yönlerini düşmana çevirdiler. Rasulullah (s.a.s) kendisiyle birlikte olanlarla beraber rükua vardı ve iki secde etti. Rasulullah ayakta bekledi ve kendisiyle birlikte namaz kılanlar henüz kılmamış olan taifenin yerlerine gittiler. Ötekiler de gelip Rasulullah (s.a.s)’in arkasında durdular. Rasulullah (s.a.s) onlarla beraber de rükua varıp iki secde etti. Sonra selam verdi. Ondan sonra her biri ayrı ayrı namazını iki rekata tamamladıla
(Buhari-Müslim)
Hadisin Anlamı
1 - İslamın, korku namazını teşri kılmasında, bu dinin ehemmiyetle ve ısrarla üzerinde durduğu bir konuya işaret vardır: Savaş ve mücadele esnasında tedbiri elden bırakmamak… Böylelikle, Allah Azze ve Celle, İslam düşmanlarının her an müslümanların zayıf durumlarını kollayıp, onları yok etmek ve mücadelelerini engellemek için fırsat kolladıklarına dikkati çekiyor ve kafirlerden gelebilecek saldırılara karşı müslümanların her an uyanık ve hazır olmalarını emre bağlıyor. Kafirlerin, bu dini yıkma hususundaki çalışmalarının sinsi ve planlı bir mahiyet kazandığı şu günümüzde müslüman dava adamlarının çalışmalarında tedbire verecekleri ehemmiyeti gözardı etmeleri yada bu hususta dikkatsiz davranmaları, İslam mücadelesine gelebilecek zararları kaçınılmaz kılacaktır.
2 - Yüce İslam dini, müslümanları karşılaşabilecekleri bütün ihtimal ve zorlukları göz önünde bulundurarak sorumlu tutmuştur. Hadiste bildirilen korku namazı, Allah’ın müslümanlar için daima kolaylığı istediğinin ve bu dinin tamamen kolaylık üzerine bina edildiğinin en çarpıcı delillerindendir.
3 - En zor ve korkulu anlarda bile, namazın terk edilmemesi, İslam dininde bu ibadete verilen önemi vurgular.
