Müslümanların Aleyhine Casusluk Yapmak 21.04.
Bu konuyla ilgili olarak Hatib b. Ebu Beltea radiyallahu anh’ın hadisi vardır.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’yi fethetmek için Medine’de savaş hazırlıklarına başlamıştır. Sadece müslümanların bildiği bu haberi bir mektupla Hatib b. Ebi Beltea, Mekke’de bulunan ailesini korumak için müşriklere iletmek istedi. Ancak vahiyle bu durum Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bildirilince, mektubu oraya götürmek üzere yola çıkan kadının saç örgüleri arasından mektup alınmıştır.
Hz. Ömer radiyallahu anh Hatıb’ı münafıklık yaptığı için öldürmek istemişti. Fakat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e vahiy tarafından Hatib’in müslümanların gizli sırlarını müşriklere ifşa etmek için değil de sadece orada bulunan ailesini korumak için bu mektubu yazmış olduğu bildirilince hükmü onun zahirine göre değil de batınına göre verdiğinden Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ömer radiyallahu anh’ın onu öldürme isteğine karşı gelmiştir.
(Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hatib b. Ebi Beltea hakkında vahiyden ötürü batinen hüküm vermiştir. Fakat Rasulullah’ın ölümüyle vahiy kesilmiş olduğundan kişilerin batınına (kalbine) göre hüküm vermek imkansız olmuştur. Bu yüzden böylesine bir şeyi yapan yani; Hatib b. Ebi Beltea gibi zahiren casuzluk yaptığı belli olan kimseye karşı Hz. Ömer radiyallahu anh’ın hükmettiği gibi zahiren hükmederek casus hükmünü ve dolayısıyla onun kafir olup öldürülmesi gerektiğine hükmetmeliyiz. Bu hükmün dışında onun batınına göre hüküm vermeye çalışmak vahyi bilme iddiasından başka bir şey değildir.)
